Bu gadget'ta bir hata oluştu

20 Eylül 2011 Salı

LGBT Web Sitelerinin Kapatılması Üzerine

Pembehayat, hadigayri, lambda istanbul, kaos gl ve dahası... "İnsan haklarının ne durumda olduğu" sorusunun yada sorunun giderek paradoksal bir hale geldiği Türkiye'de cinsiyetçi siyasilerin metodları ve söylemleri değişse de kafa yapısı asla ama asla değişmiyor.

Konuya, söz konusu LGBT derneklerinden ikisinin isimlerinin ERK tarafından nasıl çağırışımlar yaptıklarını tahayyül ederek başlamak istiyorum, ilk olarak, Pembehayat. Sosyalleşme evremizle ilgili oynadığı rolde sıkca verilen klişe örneklerden biridir renkler; "kızlar pembe, erkekler mavi renklerle büyürler" şeklinde. Pembe duygusallığı, çocuksuluğu, romantizmi, yumuşaklığı, tatlı şeyleri çağırıştırır, yani kadına erkekler tarafından nasıl algılanıyorsa bu renk de aynen öyle algılanır. Peki pembe renk nerelerde sıkca görülür? Tespit ettiğim iki yer Çiçekler ve de evler (özellikle yatak odalarında), yine kadına atfettiğimiz mekanlar veya metaforlarda. Aklıma başka örneğin gelmemesinin nedeni acaba bu rengin hayatımızda nadir, silik, belki önemsiz gibi görülmesinden midir, emin olamadım. Peki ya mavi renk neyi çağırıştırır, nerelerde bulunur? Üç örnek hemen akla gelir mavi deyince; Gökyüzü, Okyanuslar (yada denizler) ve Su. Yani Özgürlük, sonsuzluk ve muhtaçlık! Mavi renk hem gökyüzünde hem yeryüzünde hem de yaşamda dominant bir biçimde bulunur. Ek olarak, sayısız ülkenin bayrağında "gururla" yer almış, ulusal rengi olmuş, "tanrı'nın bir başka sembolü" gibi kodlanmıştır, hatta mavinin bir türevi olan turkuaz, milli meselemiz haline gelmiştir. İşte bu yüzden içinde pembe geçen herşey sistematik ve planlı olarak çeşitli güçler tarafından -yanlızca devlet değil, medya, toplum, aile v.b. kaynaklardan da- saldırılır. Örnek verecek olursak çocukluğumuzun sevilen çizgi dizisi pembe panter. Salaktır, saftır, yanlıştır, ilginçtir, zaten gerçek hayatta yoktur. Panter olmasından çok pembedir o, sürekli başı belada, sürekli "yanlış" yerde "yanlış" zamanda ve "yanlış" şekildedir. Şaşırtıcı olan bir başka mevzu ise, pembe panterin çizgi dizide kiminle sürekli olarak kovalamaca oynadığı, mavi üniformalı, bıyıklı, elinde sürekli jop ile gezen Komiser Clouseau. Çizgi filmin tüm bölümlerinde kovalamacayı pembe panterimiz kazansa da, gerçek hayatta kazanan her zaman için Komiser Clouseau'dur, ve bunu herkes bilir. Çünkü o mavi giyinir, bıyıklıdır, agresiftir ve mesleğinden dolayı devleti temsil eder. Birkaç cümlede toparlayacak olursak: Pembe olan birşey, her ne olursa olsun pasif, silik, ezik, gözden uzak tutulmalı ve kovalanmalıdır. İşte devlet pembehayat derneğinin isminde, anlamında, var olmasında hayattan çok pembeyi görür, değim yerindeyse ikinci kısmı tamamen yoksayılmıştır. Ya da ikinci şık, hayatı pembe yaşamak isteyen "mavi olması gerekenleri" öyle bir disipline etmek istemiştir ki, onların sanal ortamda bile varlığını engellemiştir.

Gelelim ikinci derneğimizin ismine: Kaos GL. Düzen, disiplin, tertip, "normallik", "kurumsallık" ve gücü sürekli elinde barındırma isteği uğruna meşru biçimde insanları kodesleyebilen, kayıt dışı tutabilen, ve daha da ileri giderek öldürebilen hiç birini yapmasa dahi "yapabilme hürriyetini" elinde bulunduran devletin söz konusu sivil toplum örgütünün kaos isminden o kadar tüyleri ürpermiş olacak ki, dün internette okuduğum bir habere göre(1) resmi web sitesini sadece kapatmakla kalmamış, Parelmento'da milletvekilleri tarafından bile (ilginçtir ki Parlement mavisi diye de bir renk var) erişim ancak filtreleme yoluyla mümkün oluyor. Haberin devamında vekillerin siteye erişmesi için öncelikli olarak "doldurulması zorunlu" alanları doldurması gerekiyor. Kısaca devlet ne milletine ne de onların seçilmiş vekillerine güvenmekte.

Peki her fırsatta "milli irade, ileri demokrasi, özgürlük" söylemleriyle öne çıkan yürütme organımız acaba bunları göreceli olarak mı yapıyor? Tıpkı geçmiş hükümetlerin yaptığı gibi. Daha da ironiği, seçimler zamanı şuanda yürütmeyi elinde bulunduran AKP transseksüel bir kardeşimizi vekil aday adaylığına kabul etmemişmiydi (sembolik olarak). Hatta homoseksüeliteyi "bir hastalık" olarak nitelendiren Kadın ve Aile bakanı Kavaf'ı yeni hükümette safdışı bırakmamışmıydı? Daha da ileri gidip bu bakanlığın ismini Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı olarak değiştirmemişmiydi?

Merak etmeden duramıyorum bu meşhur ileri demokrasi kimin için var, sosyal politikalar kimin için çıkıyor, sosyal polikita kavramı nasıl algılanıyor, bunlar nasıl işliyor, bir bakanlık tarafından devlet güvencesinde olan ailede nasıl oluyor da günde 3 kadın ölüyor, aynı şekilde "sosyal"den kasıt olan toplumda her geçen gün bir LGBT vatandaşımız, kardeşimiz ölüyor, tüm televizyon kanallarında niçin progresif olarak politik haberler yayınlanıyor yada bunlar bunlar benim kurguladığım paranoyanın içindeki senaryolar mı? Eğer öyleyse, sorun olmaması lazım. Ama değilse, artık başkalaştırılmış olan herkesin kamu alanında kamu oyu oluşturmak için düzenlediği gösteri ve yürüşlerde vahşice joplanması, dergilerinin nerdeyse hiç alınmaması, broşürlerinin yırtıp atılması, tek olarak yakalandığında fiziki ve sözlü stigmatize edilmeye mağruz kalmasına karşın tepki olarak daha güçlü -Certeau'nun deyimiyle- taktikler kullanması gerekiyor.

Benim önerim "öteki" olan tüm sivil topluml kurumlarının kendi varlığından özerk olarak homojen bir yapı içerisinde heterojen olarak örgütlenip radikalleşerek hiçkimseyi gerekli iş bölümü ve bunların koordinesi sonrası hiçkimseyi incitmeden,şiddet kullanmadan, hor görmeden, başkalaştırmadan çalışmalar yapmaktır/yapmamızdır. Bu görüşüm faşist birleşim olarak -İtalyan fascio sembolündeki gibi (2)- algılanmamalıdır. Çünkü "öteki"lerin birleşip benliklerini kaybetmesini savunmuyorum, bu birleşimin yeni bir platformda işbirliği içerisinde yeni bir örgüt kurup haklarını savunmasını, bu yolla herhangi bir örgütün sıkıntısı için diğer tüm örgütlerin harekete geçmesini yapısallaştırmak ve daha da nitelikli kılmayı öneriyorum. Bu bir gazete olabileceği gibi, bir haber kanalı da olabilir. Bakalım toplum neyi takdir edecek...


P.S:

1. Yazıda belirttiğim haber (http://www.medyafaresi.com/haber/68205/guncel-tbmm-yonetimi-escinsel-dernekleri-kaos-gl-ve-lambdaistanbulun-resmi-web-sitelerine-erisimi-engelledi.html) sitesinden 20.09.2011'de saat 11'de ulaşılmıştır.

2. Sembol'ün göresli için (http://1.bp.blogspot.com/_7lfEpMQvX-0/TAf_623cVZI/AAAAAAAAkh4/BJ8XFB4Y-z8/s400/fascio.jpg) adresine bakabilirsiniz.

Hiç yorum yok: